Saroz Körfezi
   Su altı zenginlikleri ile dolu ve kendi kendini temizleyebilen deniz ..
   GENEL : Trakya topraklarinin Ege Denizi’ndeki kiyisi Saros Körfezi, tertemiz kumsallarla kapli bir kiyi serididir. Saros Körfezi su sirkülasyonunun yüksek olmasi ve sanayilesmemis olmasindan dolayi Ege’nin belki de en temiz denizine sahiptir. Saroz Körfezi dünya üzerinde kendi kendini temizleyen 3 denizden biridir. Hem tuzlu Ege sularinin, hem daha az tuzlu Marmara’nin bütün baliklarini burada bulmak mümkündür. Bu sularda mevsimine göre çipura, lüfer, barbunya, mercan, karagöz, levrek, kefal, ahtapot ve ülkemizde sadece bu yörede bulunan yilan baligi bol miktarda mevcuttur. Saros Körfezi bol balik bulunan sahil yörelerimizin basinda gelmektedir. Ege Denizi’nin kuzeydogusunda yer alan Saros Körfezi'ni, güney ve dogusundan Çanakkale ilinin Gelibolu ve Eceabat ilçeleri, kuzeyini ise Edirne ilinin Kesan ve Enez ilçeleri çevreler. Körfezin Gelibolu yarimadasi tarafinda olan güney bölgeleri yerlesime olanak vermez. Çogunlukla yerlesim dogu ve kuzey bölgelerinde yer almaktadir.
   TARIHÇE : Çogu kisinin bildiginin aksine Saros tarih kokan bir yapiya sahiptir. Fakat bunu kanitlayacak tarihsel kanitlar fazla kalmamistir. Fakat “tarihin sahidi yine tarihtir” sözünden yola çikarak tarihinde Cenevizlilere, Venediklilere, Bizanslilara ve son olarak Osmanli Imparatorlugunu agirlamis bir yerdir. Italyan koyunun hemen sirtlarinda yer alan eski kale yikintisi Cenevizliler dönemine aittir. O dönemlerde deniz ticaretinin yapildigi eski batik bir limandan bahsedilir. (Sazlidere sahili açiklarinda 12-15 mt.lerde) Enez’de bulunan ve limana hakim heybeti ile duran ANIOS kralligina ait (döneminin en zengin Yunan kralligi) kale, Saros tarihinin kanitidir. Erikli sahilindeki Tuz gölünün Osmanli döneminde Istanbul’un tuz ihtiyacini karsiladigi yazilir Osmanli arsivlerinde. Ibrice Limani ise Osmanli döneminin Adalar ve Anadolu’ya hububat ve hayvan nakli için kullanildigi tarihi belgeli gerçeklerdir.
   ÇAM KOKULU HAVA : Burada üç türlü hava var. Biri, iyot ve yosun kokulu deniz havasi; digeri, Kaz Dagi'ndan kopup gelen dag havasi. Çam ormanlari üzerinden dönerken kokusunu da beraber tasiyan orman havasi ise adeta burun deliklerinizi yakarken, bir nevi parfüm gibi adeta üzerinize siniyor. Rüzgar yönüne göre degisen hava (Lodos yada Poyraz) astim ve nefes darligi çekenler için dogal tedavi görevi üstleniyor. Sabah 5:30 civari dolasan avcilar önüne karaca da çikiyor. Avcilar, bu sirin güzel gözlü hayvanlar için - Avcinin da kalbi var, kimse vurmuyor - , "Onlar buralarin süsü" diyorlar. Nisan-Mayis aylarinda badem agaçlari bülbüllerin essiz konser verdigi yerler...
   Yerli bülbül bir yere gitmiyor da. Haziran ayinda, yani dut mevsiminde; "Dut yemis bülbül gibi susuyorsun" sözünü dogrularcasina susuyor, ötmüyorlar. Fakat kus çesisi çok. Camgöbegi, mavi, siyah tirtilli tüyleri olan "Kestane kargasi", kanat alti portakal ve fistik yesili, tüylü, papagan gibi rengarenk "arikuslari" ise, sik görünen kuslardan. Bölgeye Eylül ayinda bildircin akini basliyor. Çernobil'den gelen Karadeniz bildircinlari Kuzey Avrupa'dan gelen bildircinlarla birlesip buradan Afrika'ya göç ediyorlar.Saros Körfezi'nde; üveyik porsuk, tilki, yaban domuzu gibi hayvanlara da rastlaniyor. Bölgede Adilhan Köyü önünde bulunan Kocaçesme, birinci balikçi köyü. Ikinci balikçi köyü ise, Gökçetepe. Köy girisinde eski Rum mimarisini andiran tas evler ve Bizans döneminden kalma kale kalintilari var. Köy meydaninda eski gekenekleri sürdüren güleryüzlü köy sakinleri, dibekte bulgur dövmeye devam ediyorlar. Sahile yönelince son yillarda adi "Kayip Cennet" olarak anilan Orman Bakanligi Milli Park ve Yaban Hayati Genel Müdürlügü'nün kamp sahasini göreceksiniz. Gökçetepe dinlenme kampina sezon içinde kullanamak mümkün. Günübirlik piknilçiler için 07:00'de açilan kapi, 01:00'de kapaniyor.
   SAROS’DA DALMAK : Körfez deniz turizmi yaninda özellikle balik avcilari ve dalma meraklilari için ideal yerlerdendir. Savastan kalma gemi batiklari baliklar için yuva görevi yaptigindan bölgenin en iyi balik çikan yeridir. Bu nedenle de dalma meraklilarinin yuvalari bozacagindan endise eden yöre balikçilari ve eski sünger avcilari dalmak için yöreye gelenlere yardimci olmaktan pek hoslanmazlar.
   Sualtı Zenginlikleri
   Saros körfezi içinde barındırdığı zengin balık çeşitleriyle nedeniyle deniz biyologları ve dalış meraklıları arasında büyük ve doğal bir akvaryum olarak nitelendirilir. Kaptan Cousteu 1970'li yıllarda gemisi "Calipso" ile Türkiye'yi ziyareti sırasında bu körfezde dalış yapmış "kızıl denizin kuzey versiyonu olarak" nitelendirmiştir.
   Körfezde yapılan araştırmalarda 243 çeşit deniz canlısının yaşadığı tespit edilmiştir. Lakin 2001 yılından sonra çok ilginç ekolojik gelişmeler olmuş "Kızıldeniz' e" ait bir takım balıklar körfez sularında görülmeye başlamıştır. Bunlardan birisi "ANTİAS" adı verilen kırmızı ve sarı renklere sahip ay kuyruk tabir edilen türdür. Birisi ise "ZEBRA" adında siyah üzerine beyaz dik çizgili bir türdür. Bu haberlerin duyulması meraklıların Saros'a karşı olan ilgilerinin artmalarına neden olmuştur.
   Saros körfezi boyunca yazlıkların bulunduğu bölgeler hariç sürekli yaşam alanı olan bir bölge nerede is yoktur. Sahil bölgelerine ismin veren bir çok köy ve yerleşim denize 2-5 km uzaklıkta yer almaktadırlar. Bunun yanında Saros Körfezi boyunca herhangi bir sanayi işletmesinin bulunmaması ve en yakın sanayi işletmesinin 40 km uzakta oluşu Saros Körfezi üzerindeki doğal güzelliğinin bozulmamışlığı en iyi biçimde aktarmaktadır.
   Saros Körfezi'nin güzelliği ile birlikte ülkemizin Patara ve Side'den sonraki en büyük sahil kumsalının Saros'da olması da (Erikli sahili) ayrı bir güzellik katmaktadır. Ünlü Altınkum olarak tabir edilen Uzunkum kumsalı Erikli sahili ile İbrice limanı arasındadır. Körfez içlerine girildikçe Çam ormanı ile denizin buluşmasına şahit olunur. Artık ünü tüm Trakya'da yayılan "Kayıp Cennet" Gökçetepe sahilinde yer almaktadır. Özellikle Körfezin Yunanistan'a doğru kuzey kıyılarında sırası ile Erikli, Vakıf, Karagöl gibi denizle irtibatı olan Lagun gölleri yer almaktadır. Bu göller kuşların göç zamanlarında konakladıkları yerlerdir. Özellikle Flamingolar, meraklıları tarafından seyir için sürekli takip edilmekte olan kuş türlerinin başında gelmektedir.
    Yunanistan ile Türkiye sınırını çizen MERİÇ nehrinin Ege ile kucaklaştığı muhteşem Meriç deltası doyumsuz bir göz zevki sunar. Doğal balıkçı barınaklarının (İbrice, Yayla, Sultaniçe, Güneyli, Sazlimanı) bol olduğu körfez bünyesinde doğa ve balık sevenlerin ayrılamayacakları güzellikler barındırır. Sahil şeridine yakın yerlerde bulunan baraj göletleri çam ormanları içinde saklanırcasına mesire yerleri ile tatilcilere eşsiz bir tatil imkânı sunar.
    Doğal köy yaşantısını da içinde barındıran körfezde, köy yaşamını tatmak isteyen ziyaretçilere değişik olanaklar ve güzellikler sunulmuştur.(Özellikle Mecidiye beldesi Doğa aşığı birçok kişi büyükşehirlerin o yoğun yaşantısından kaçıp yaz-kış yaşamak için buralarda yerler alıp yerleşmeye başlamıştır.
    ANTİK MELAS ya da KSEROS KÖRFEZİ
    Ege Deniz'inin kuzey doğu kesiminde yer alan Saros Körfezi; güneyde Gelibolu Yarımadası, kuzeyde Trakya kıyıları arasına yaklaşık 60 km. kadar sokulan üçgen biçimli bir girintidir. Kuzey ve güneyde jeomorfolojik açıdan yalıyarlı ve düzenlenmiş kıyılarla çevrili olan körfezin giderek daralan doğu ucunda Kavak Deresi'nin (Antik Melas) yığdığı alüvyonlarla kaplı bataklık bir ova (Kadıköy-eski Evreşe ovası) yer alır. Araştırmalara göre Kuzey Anadolu fay sisteminin uzantısı olan iki kırık arasında çükmüş bir graben alanı sayılan körfez, bazı araştırmacılara göre de gerileme ve açılma sonucunda oluşmuştur.
    Derinlik şartları asimetriktir. Trakya kıyılarında genişliği 10 km'yi bulan ve derinliği 90 metreyi geçmeyen bir şelf alanı uzanır. Bu alanın doğusunda yerleşilmemiş birkaç küçük ada (Eşek adaları) vardır. Gelibolu Yarımadası kıyıları önünde şelf yoktur ve aniden 500 metreyi aşan derinliklere geçilir. Düztabanlı bir oluk görünümündeki bu derin kesim, batıya doğru Gökçeada ve Semendirek Adası arasında derinliği 1000 metreyi aşarak uzanır.
    Ege Denizi'nin en tuzlu kesimlerinden birini oluşturan Saros Körfezi'nde karmaşık girdaplar çizen akıntılar görülür. Bu akıntılar nedeniyle de Saros kendi kendini temizleyen bir körfez konumundadır. Suların yüksek oksijen içeriği ve körfeze dökülen akarsuların getirdiği bol besin tuzları nedeniyle tür bakımından zengin önemli bir balıkçılık alan olan Saros Körfezi'nin her iki kıyısında da yazlıklar ve turistik kuruluşlar bulunmaktadır.
    SAROS KÖRFEZİ'NDE BATIKLAR
    İstanbul'a yakınlığı dolayısıyla dalıcıların gözdesi olan Saros, dalıcıların ilgisini çekecek batıklarla doludur. Siyah mercan da dahil olmak üzere su altı faunası oldukça zengindir. Saros Körfezi ve civarında bulunan batıklar şunlardır.
    Lundy Batığı:
    1908 yapımı 188 tonluk bir batık olup,büyük kemikli burnu açığındadır.1. Dünya savaşı sırasında çanakkale savaşlarında batırılan bir ingiliz mayın gemisidir.gemi dipte tüm silületini korumaktadır.pervane hala üstündedir.bombardıman sırasında kaptan köşkü hasar görmüştür. Dalış esnasında akya sürüleri ile karşılaşma ihtimali yüksektir. Batığın maksimum derinliği 30 mt.dir.18 metrede kaptan köşküne ulaşılır.yüzey akıntısına sıkça rastlansa da dip akıntısı yoktur.
    Arıtma Gemisi:
    Suvla koyunda kıyıya oldukça yakın bir batıktır. Savaş sırasında deniz suyundan askerlere içme suyu arıtan bir tennedir.maksimum derinlik 18 metredir.her seviyedeki dalgıcın dalabaileceği bir batıktır.teknenin büyük bir bölümü kum altında kalmıştır.ancak arıtma bölümleri ve güvertede dolaşmak mümkündür.dalıcı olmayanlar yüzeyden maske ile seyredebilirler. Dalış esnasında değişik balık türlerini görmek mümkündür.
    İngiliz ve Anzak Filikaları:
    Çıkartma sırasında batırılan bu filikaların bir kısmını 3-4 metrelerde görmek mümkündür.arıburnu açıklarında 42 metrede ve savla körfezinin içinde 27 metrede iki batık daha vardır.oldukça büyük şakayıklar ve mor süngerler ile kaplıdırlar.
    Mesudiye batığı:
    Osmanlı İmparatorluğu'nun en yaşlı gemisi idi. 1903 yapımı, 9.190 ton ağırlığında,102 metre uzunluğunda ve 18 metre eninde olan bu gemi bir b-11 denizaltısı tarafından batırılmıştır. pek çok sualtı canlısına barınak durumundadır. 15 metre derinlik tekumlar üzerinde yatmaktadır.
    Majestik:
    1895 yapımı ingilizlerin en yaşlı iletişim gemisi idi. savaş sırasında churchill bu gemide savaşı idare ettiğini iddia etmiştir. u-21 alman denizaltısı tarafından batırılmıştır. 14.900 ton ağırlığında, 119 metre uzunluğundadır. seddülbahir yakınlarındaki morto koyunda bulunmaktadır. 15 metrelerden itibaren görülmeye başlar. henüz patlamamış bombalar, geminin topunun oturduğu döner zemin, bacalar ve yana devrilmiş gözetleme kulesi etrafında oluşan sualtı faunası muhteşemdir.
    Çıkartma Botları:
   
Morto koyundan sonraki seddülbahir fenerinin altındadır. majestik batığına oldukça yakındır.aslında balina avı için yapılan bu gemiler savaş sırasında mayın gemisi olarak kullanılmışlardır. iki adet olup,yan yana yatmaktadırlar.30 metre derinlikte olan bu batıklara dalış esnasında çok çeşitli canlı türlerine rastlamak mümkündür.
     
 
Copyright 2009 © Sarooz Vakıf Motel  I  Blue Web Tasarım Hizmetleri